jenny molendyk

Letter to My Younger Self.

There are so many things that I wish you had known. It would have saved so much frustration and pain, likewise there would have been fewer people hurt along the way. That being said, the struggles you face will shape you and your future.  Sometimes we need to go through

Oğluma Mektup

بسم الله الرحمن الرحيم  Muhammed, Bütün insanlığa en iyi örnek olan kişinin adını taşıyorsun. Baban ve ben senin için bu adı seçtiğimizde, bu ismi koymamamız gerektiğini söyleyenler oldu. Adın sana ağır gelebilir veya büyük sorumluluklar getirebilir diye. Doğru, ismin senin bazı zamanlar zorluklarla karşılaşmana neden olabilir. Bu zamanlarda ismini aldığın

A Letter to My Son

بسم الله الرحمن الرحيم  Muhammed, you were named after the best example for mankind.  When your dad and I chose this name for you, there were people who told us we shouldn’t put it. That it may cause hardship for you, or that with such a name comes great responsibility.

A Letter to My Daughters

بسم الله ألرحمن ألرحيم  To my daughters: My dear daughters, I am so blessed that Allah chose me to be your mother. Just thinking about it makes my heart beat fast. Of all the people in the world, He chose you all, to be with me. I have no doubt that His

Kızlarıma Mektup

بسم الله ألرحمن ألرحيم  Kızlarıma, Benim sevgili kızlarım; Allah, size anne olarak beni seçtiği için çok mutluyum. Bunun üzerine tefekkür etmem bile, kalbimin hızlı atmasına sebep oluyor. Dünyadaki bu kadar insan arasından benim evlatlarım olmanız için sizi seçti. O’nun sizi bana hediye etme sebebinin, size sunabileceklerimden ziyade, her birinizden öğreneceklerim

Kibrit Kutusu

Müslüman olduğum ilk zamanlarda, ‘günahsız’ kalabilmek için çok dikkatliydim. Geçmiş günahlarım İslam’ı kabul ederek silinmişti.  Günahların “bu hediyeye” zarar vereceği konusunda yeterince bilinçliydim. Müslüman olarak ilk yediğim yemeği çok  iyi hatırlıyorum. Tabağımda olan hiçbir yemeği israf etmemiş, bir pirinç tanesi bile bırakmamıştım. Günah işlediğimde çok acı çekerdim. Öyle ki, üzüntüden

The Matchbox

When I first became Muslim, I was very protective of my new ‘sinlessness’. My past had been erased by the acceptance of Islam, and I was hyper-aware that sins would taint that gift. I very clearly remember one of the very first meals I ate as a Muslim. I made

BUKALEMUN

Müslüman olduktan yaklaşık bir yıl sonra, en yakın arkadaşlarımdan birisi  ziyaretime geldi. Üniversitede tanışıp, yakın arkadaş olmuştuk. Mezun olduğumuzdan ve başka bir şehre taşındığımdan beri birbirimizi görmemiştik. Mahallemizde bir kafeye kahvaltıya gelmiş ve menüden favori kahvaltılıklarımızı  seçiyorduk. Onu gördüğüm için çok mutluydum, ama o gün bana söylediklerini  asla unutamam. Son

THE CHAMELEON

About a year after I became Muslim, one of my best friends had come to visit me. We had become very close in university, and I hadn’t seen her since I moved to a different city. We sat down for breakfast at a local cafe, selecting our favourite items from

Wasat (Türkçe)

Öyle bir dönemdeyiz ki, yaşantımızı başkalarının sosyal kabulleri üzerine kuruyor ve aldığımız “like”ları gayretlerimizin karşılığı olarak görüyoruz. Peki başkaları ve “like”ları olmayıp, kendi başımıza kaldığımızda ne olur? Bizi onaylayacak bir kitle olmadığında, zor bir şeyi yapmamızı sağlayacak motivasyonu kendimizde bulabilir miyiz? Allah ile olan ilişkimiz, bizi zor olacak bir işi